02 Eylül 2009 Çarşamba

Bugün ne yaptım? Milano'ya uçak bileti aldım.


Londra'da yaşamanın güzelliklerinden biri burada pek çok ucuz (Low cost airlines) havayolu şirketlerinin olması. Vize derdiniz olmadığı sürece seyahat etmek oldukça kolay ve ucuz. Dün akşam Ryanair'ın promosyonlu bilet satışı vardı. Avrupa'da 20'ye yakın ülke için neredeyse bedava denecek kadar ucuza bilet bulmak mümkündü. Ben de azmettim ve bu promosyonlu biletlerden Milano'ya 2 kişilik gidis-donus uçak bileti aldım. Inanması çok zor ama söylüyorum sadece. 0,04 pound (10 kurus gıbı bırşey) verdim.

Artık biletimizde var bu bahaneyle shengen vizesine başvurmak kaldı artık. Vize memuru niye gidiyorsun Milano'ya derse. Bir tek buraya promosyonlu bilet bulabildim diyecegim.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Bugün ne yaptım?
Notting Hill Karnavalına gittim.

Rio Karnavalına gitmek kısmet olmadı ama başka bir karnaval hemen yanı başınızdaydı.




07 Ağustos 2009 Cuma

Bugün ne yaptım?
Çözümsüzlük ne anlama geliyormuş onu öğrendim.

Bu hafta sonu İngiltere'de yılın en sıcak haftası olacakmış. Bende fırsat bu fırsattır diyip uzun zamandır gitmek istediğim deniz şehri olan Brighton'a gitmeye karar verdim. Evde bazı teknik nedenlerden dolayı internet olmadığından işten çıkmadan önce çabucak tren biletlerine bakıyım dedim. Gidiş dönüş 12 pound olduğunu görünce hemen almaya karar verdim (genelde ingilterede tren yolculukları çok pahalı). Çabucak bütün aşamaları geçtim. Kart bilgilerini girdim. Hata verdi. Ingiltere banka kartım bir türlü çalışmadı . "Pratik zekalıyım" ya hemen aklıma Erdal'ın sanal kartı geldi. Onun numarası yanımda taşıyorum lazım olur diye. Tek dertim bir an önce işlemi tamamlamak olduğu için hemen kart bilgilerini girdim ve OK tuşuna bastım. Ekranda onay sayfasının yanında küçük bir yazı gözüme ilişti "bileti istasyondan almak için kartınızı yanınızda getirmeniz gerekmektedir" diye. Allah dedim ama benim kartım yok ki. Düşündümki eğer istasyona gidip durumu anlatırsam yardımcı olurlar ve biletlerimi alabilirim. Kalktım gittim. Gişedeki adama derdimi anlatmaya çalıştım ama nafile adam anlamıyor.
-kartı getir
-Kart yok. Sanal kartla aldım. Fiziksel olarak kart yok. yok yok
-Kartı getirmezsen olmaz. Koşullar böyle. Koşullar kısmında yazıyor. Kabul edip almışsın.
-Yardımcı olun parasını odedim. nasıl yaa? Bir çözüm olmalı?Nasıl paramı geri alıcam peki.
-Paranı geri alamazsın. Sizinkisi promosyonlu bilet.
-kartı bul getir kart yoksa bilet de yok.

Baktım olucak gibi değil. Kalkıp eve geldim. Müşteri hizmetlerini aradım. Kadın yapıcak bir şey yok diyip duruyor. Aynı diyologların üzerinden tekrar tekrar geçtik. Kart yoksa alamazsınız diyo başla birşey demiyor. Lütfen bana baska bir çözüm yolu öneremez misiniz? diyorum. No No No

(Neyse ingilizler sanal kart diye bir şey bilmiyormuş onu da öğrendim).

Sonra kadın bana çözüm olarak yeni bir bilet alıp Brighton gitmemi önerdi. Bende içimden güzel bir teşekkür ettim verdiği bu müthiş akıl için. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

Sonuç olarak yarın Brighton'a gitmiyorum. 24 pound hiç uğruna tabiki benim dikkatsizliğim ve aşırı heyecanlı olmamdan dolayı gitti.

Benim hala aklım almıyor parasını odediğim bir seyi bir sekilde alamıyor olmamı ama neyse yapıcak pek bir şey kalmadı artık.


Not: İngiltere'de internetten satın aldığınız bileti gişeden gidip alacaksanız sakın sanal kart ya da bir arkadasınızın kartını kullanmayın. Yanınızda kartı yoksa biletleri almamız mümkün değil.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Bugün ne yaptım?
Gozlem Yaptım


Son zamanlarda bol bol Türkiye ile
İngiltere arasındaki kültürel farklılıkları gözlemleme firsati buluyorum, özellikle ilişkilerle ilgili.

Kadını biri kocasından bosanıyor ama cocuklarının hepsine bakması mümkün değil. Babanın da hepsine bakması mümkün degil. Mecburen kardeşler ayrı ayrı yerlerde yaşamak zorunda. Anne cocukların en küçüğünü, baba ortancasını, babaanne de en büyüğünü yanına alıyor. Annenin yeni bir sevgilisi var (bu arada babanında yeni bir sevgilisi var) ve anne yeni sevgilisinden hamile.
Bu kadın yeni sevgilisiyle birlikte rahat rahat eski kayınvalidesinin evine çocuğunu görmeye gelebiliyor. Kimse cingar çıkartmıyor. Gayet iyi bir şekil (çocukların hatrı var tabi) hep birlikte kısada olsa güzel güzel sohbet ediyorlar.

Bu durum pek çok insan için çok normal ama benim için biraz farklı.

Kimin hatırı olursa olsun Türkiye'de neredeyse hiçbir boşanmış çift bırak kayınvalidesiyle yanyana gelmeyi eski eşinın yanına bile zor geliyor. Bir de yeni sevgilisini getirecek yok canım...

Tabi genelleme yapmak istemem, ne de olsa elimdeki örneklem sayısı bir elin iki parmağını geçmez.

22 Haziran 2009 Pazartesi

Bugun ne yaptım?
Londra'da ev bulmak sadece benim için değil herkes için çok zormuş onu öğrendim.


Son bir haftadır Londra'nın doğusunda sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan pek çok aileyle tanışma şansı yakaladım. Londra gibi büyük bir şehirde göçmen olmanın getirdiği ait olamama, geçim sıkıntısı ve işsizlik gibi sorunların yanı sıra evlerin de çok küçük olması bu ailelerin hayatını iyice zorlaştırıyor. Küçücük evlere 4-5 kişilik aileleriyle sıkışmaya çalışıyorlar. Bir yandan da sıkışmanın yol açtığı diğer aile problemlerini çözmek için uğraşıyorlar.

Geçen hafta başında küçücük bir evde 6 kişi yaşamaya çalışan bir aileyler tanıştım. Evin küçük oluşunda dolayı kimsenin özel bir alanının olmaması çocuklar arasında tartışmalara sebep oluyor. Zaman zamanda bu tartışma eve polisin gelmesiyle sonuçlanıyor. Evde yaşayan küçük çocuklar olduğu için de polis sosyal hizmetleri arıyor. Sosyal hizmetlerde bizi. Biz mi kimiz? Ben neden mi bu hikayelerle ilgileniyorum?

Aile Destek Uzmanı (Family Support Worker) olarak destek vereceğim ailerini yakından tanımam gerekiyor da...