Biraz oradan biraz buradan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biraz oradan biraz buradan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2009 Pazartesi

Lozan'a gittim.

Konuk Yazar E.A.

Bazen yolda yururken durup, geriye iki adim atiyor ardindan tekrar yavasca yuruyorum, tekrar geri gidip bir defa daha yuruyorum. Yakalamaya calistigim; havada asili kalmis, hizla gecerken kokladigim ve bana eskilerden bir sey hatirlatan o kokuyu bulmak.

Koku hafizasi diye bir sey var. Yillarca once kokladigimiz kokular tekrar karsimiza ciktiginda beraberlerinde kendi zamanlarindan anilari da getiriyorlar. Bu sayede bazen lisede asik oldugum kizi bazen de annemin cok azini yememe izin verdigi meyveli sekerlemeleri hatirliyorum durup dururken.

Gecenlerde Lozan'a gittik aslinda gecerken bir ugradik demek daha dogru olur. Ne yapar bir turist Lozan'da ya da ne yapmali? Katedral alis-veris caddesi, isvicre cakisi sonra.

Tabii ki Lozan Antlasmasi.

Evet benim aklima da Lozan Antlasmasi geldi. Onceden hazirliksiz oldugumuzdan yol uzerinde bir kablosuz internet baglantisi yakalayip wikipedia ve google maps yardimiyla ve biraz aramayla Beau Rivage Place Hotel'i bulduk.

Vatandasi oldugum ulkenin temel tasi sayilan bu antlasmanin yapildigi otele yaklasirken, icimin kipir kipir edecegini, flimlerde oldugu gibi agir cekimde (belki de hizli) siyah beyaz bir zaman diliminde Ismet Pasanin sinirli sinirli onumden gececegini dusunuyordum.

Oyle Olmadi.

Bu sefer bir koku hafizami degil hafizam kokuyu tetikledi ve otele yaklastikca, Otel Lozan Antlasmasini, Lozan Antlasmasi ilkokul yillarimi, ilkokul yillarim beslenme saatini ve beslenme saati de haslanmis yumurta kokusunu getirdi. Domates suyu ile islanmis nemli ekmek ve haslanmis yumurta kokusunu icime cekerek otelin onunden ayrildim.

Ismet Pasa'nin siyah beyaz goruntusunu zorla gozumun onune getirmeye calisip gozlerimi kapadim ve bir filmin icinde yasamadigim icin bir kez daha hayiflandim.

5 Aralık 2008 Cuma

Bugün ne yaptım? TRT-INT bir haber izledim.

PAZARCILARA BEYAZ GÖMLEK

10dk önce TRT-int'de izlediğim bir habere göre Avrupa Birliği uyum çercevesi kapsamında pazarcılar beyaz gömlek giyeceklermiş ve ürünlerini satmak için artık bağırmayacaklarmış. Izmir'nin Bornova Belediyesi yeni düzenlemeyi hemen uygulamaya koymuş. "Uygulamaya" uymayan pazarcıların sözleşmesi iptal edilecekmiş. Merak ediyorum; Avrupa Birliğine uygulamalarını neremizden anlıyoruz? Yoksa birileri bizi kandırmaya mı çalıyor? Yok eğer bunlar doğruysa; Avrupa Birliğinin işi güçü yok da pazarcıların gömlekleriyle mi uğrasıyor?

Neredeyse 2 senedir Belçika'da yaşıyorum ve evimin yakınında her haftasonu pazar kuruluyor. Ama bugüne kadar beyaz gömlek giyen pazarcı görmedim. Evet bizim pazarcılar gibi bağırmıyorlar ama...

Kültür denen birşey var. Bizim kültürümüzde pazarcılar bağırır. Varsın bağırsınlar.

6 Kasım 2008 Perşembe

Bugün ne yaptım?
Valizimi Hazırladım.

Altı ay aradan sonra tekrar bize Istanbul yolları gözüktü. çok özledim burnumda tütüyor dersem yalan olur ama bir kere gitmeyi aklıma koyuncada müthiş sabırsızlanmaya başladım. Gidiyor olma hissi çok güzel, heyecan verici.

İki aydır gitme hazırlıkları yapıyordum ama bir türlü uçak biletini alamamıştık. Malum gecen haftalarda başka heyecanlarımız da vardı. İngiltere vizesi için basvuru hazırlıkları, sonuçlanmasını sabırsızca bekleyiş derken 2 ay geçti. Sonunda geçen hafta Ingıltere vizemiz çıktı, pasaportlarımız gelimize geçti ve hemen Istanbul hazırlıklarına başladık.

Sonuç yarın sabah uçuyoruz. Bu sefer biraz değişliklik yapıp turist gibi gezmeye karar verdik. Dün kütüpaneneye gidip birkaç Istanbul rehberi ödünç aldım. Bakalım İstanbul'u turist gözüyle gezmek nasıl olacak?

Şimdilik "allaha ismarladik"

2 Eylül 2007 Pazar

Bugün ne yaptım?
Anılarımı tazeledim

İngilterede En çok Vakit Harçadığım Yerler
İkici El Mağaza
İngiltere'de ikici el eşya satan dükkanlar epeyce yaygın ve sadece ticaret amaçlı değil sosyal yardım amaçlı kurulmuş yerler. Kanser araştırmaları derneğinden Kızılhaç'a kadar pek çok derneğin gelir sağlamak amaçıyla topladığı eşyaların makul fiyatlarla satışa sunulduğu mağazalar bunlar. İngiltere de bulunduğum süre içerisinde sık sık bu mağazaları ziyaret ettim ve hem eşya bağışında bunulup hem de ufak tefek bir şeyler satın aldım. Örneğim mağaza fiyatı 4 Pound olan bir çaydanlığa 30 Pence, birinci el fiyatı 9 Pound olan bir kitaba da 50 Pence ödedim.
İngiltere lokal insanlar da sıklıkla bu mağazalardan alış veriş yaparak sistemin iyi şekilde çalışmasına ve devam ettirilmesine katkıda bulunuyorlar.



Kitaplık
Bir de ingiltere de insanların okuma alışkanlıklarının pekişmesini destekleyen güzel bir sisten var: Her semtin kendi kitaplığı mevcut. Ücresiz üye olup, istediğiniz kitabı ödünç alıp okuyabiliyorsunuz. Sadece kitap değil belli başalı süreli yayınları da takip edip, hatta DVD'de kiralayabiliyorsunuz, hatta va hatta ücretsiz internetten bile faydalanabiliyorsunuz. Orada bulunduğum 11 ay içerisinde bu kitaplıklardan sık sık yararlandım. Dürüst olma gerekirse daha çok internet kullanmak ve DVD kiralamak için gittim, ama aradada kitap alıp okudum tabi.
:-)))))))

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Bugün ne yaptım?
Ayakkabıların görünmeyen dilini öğrendim


Ayakkabılar üzerine daha önce hiç düşünmemistim. Benim için ayakkabı hem işlevsel hem de estetik amacı olan bir giysiden başka birşey değildi, taki National Geographic Dergisinin Eylül 2006 sayısında ayakkabılar hakkındaki özel bölümü okuyuncaya kadar. Ayakkabıları inceleyen bir bilim dalı ve bu bilim dalı ile yakından ilgilenen çok sayıda da tarihçi (Shoe Historian) olduğunu bilmiyordum. Dergide yayınlanan makalenin ilk iki paragrafi benim için ilgi çekici, o nedenle burada paylaşmak istiyorum.



"Northampton'da (İngiltere) yaşayan ayakkabı tarihçisi June Swann, "İnsanın duygularını en iyi yansıtan şeydir ayakkabı" diyor. Swann'a göre toplumun refah düzeyindeki iniş çıkışları, ökçenin yüksekliğine; savaşın uzak homurtularını, burnunun küt ya da sivri olmasına ve toplumsal değişimi de tabanın kalınlığına bakarak anlamak mümkün.

Her ayakkabının bir öyküsü var... Ayakkabılar statüyü, cinsel kimliği (genellikle), etnik grubu, dini, mesleği ve siyasi görüşü yansıtıyor. (Maksim Gorki, "bir çift sağlam ayakkabı, davada başarı sağlamak için büyük savaşlardan daha yararlıdır" diye yazmıştı.) Tabii bir de ayakkabılar inanılmaz güzel olabiliyor..."


Yazının devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Türkçesi için; www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0609/konu.aspx?Konu=4

İngilizcesi için; www.nationalgeographic.com/ngm/0609/feature2/index.html

26 Temmuz 2007 Perşembe

Bugün ne yaptım?
Gösterişli Ayaklar


National Geographic Dergisinin Mart 2006 sayısındaki bu fotograf beni çok etkiledi. Sadece boyalı bir kaç çift ayak olmasının dışında aslında çok şey anlatan bir fotograf bu. Estetik ve güzellik kavramlarının ne kadar göreceli olduğunu, kültürden kültüre nasıl farklaştığını gösteren bir kanıt aslında. Kimimiz için üstün körü boyanmış, süslenmis ayaklar bunlar. Oysaki Hindistan'ın Ahraure şehrinde yaşasan bu kadınlar için kendileri güzelleştirme şekli. Nasıl ki ayakkabılarımızın kıyafetimizle uyumlu olmasına çalışır ya da sandelet yiydiğimizde parmaklarımız güzel gözüksün diye manikür yaptırıp, oje süreriz, Hintli kadınların yaptıklarıda bir bakıma aynı; renkgarenk kıyafetlerinin altındaki ayaklarını boyayalarak kendi doğal uyumlarını yaklamışlar.
















19 Temmuz 2007 Perşembe

Bugün ne yaptım?
Paul Anka'nın kim olduğunu öğrendim


Bugün yeni birşey öğrendim. Paul Anka'in kim oldugunu ben de biliyorum artık. Gilmore Girls adlı bir diziyi takip ettiğimi daha önce yazmıştım. Dizinin baş karakteri olan Lorelai'ın köpeğinin ismi Paul Anka. Dünkü bölümde Lorelai rüyasinda gerçek Paul Anka'yı görünce, aaa dedim kendi kendime; demekki ünlü biri bu Paul Anka. Bugün internette biraz araştırma yaptım ve öğrendim ki; dünyaca ünlü şarkıcı ve bestecimiş. Frank Sınatra' nın ünlü "My Way" şarkısı, aynı aynı zaman da Tom Jones' un en popüler sarkılarından biri olan "She's A Lady" parçasın da Paul Anka'ın eseriymiş. 2006 Yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda bir de konser vermiş. Paul Anka hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler icin bir web sitesi var. Hatta kendisinin seslendirdiği bazı parçaları da bu sitede bulabilirsiniz. http://www.paulanka.com/

18 Temmuz 2007 Çarşamba

Bugün ne yaptım?
Burhan Günel -Çiçekler Korunağı


Yıllar önce babamın kitapları arasında Burhan Günel'in Baraka Adlı romanını bulup okumuştum. O güne kadar ismini hiç duymadım yazar, romanın ilk on sayfasındaki betimlemeleriyle beni çok etkilemişti. En son istanbul'a gidişimde (Haziran 2007) Galatasaray'daki Can Yayınlarına ait kitabevinde indirimli kitaplar reyonunu gezerken Burhan Günel'in "Çiçekler Korunağı" adlı öykü kitabı gözüme ilişti. Baraka adlı romanın yazarı olması dışında hakkında pek fazla birşey bilmiyor olmama rağmen hemen aldım. Başka bir kitabını da okuyabilir ve bilgilerimi bir adım öteye geçirebilirdim. Dün akşam üzeri öykü kitabını okumaya başladığım ve bugün de devam ettim. Kitabın arkasında yer alan Burhan Günel'in kısa biyoğrafisini de buraya aktarmak istedim.

Burhan Günel

1947 Antakya doğumlu olan Burhan Günel ortaokul ve liseyi Konya Erkek Lisesi'inde okudu.
1967 yılında Hava Harp Okulu'nu bitirdi. Binbaşı rütbesideyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı (1989). 1989-1998 yılları arasında yayımcılık ve matbaacılıkla uğraaştı. 1986-1997 yıllarında arasında KARŞI Edebiyat Sanat Düşün Dergisini arkadaşlarıyla birlikte çıkardı ve yönetti. Edebiyatçılar Derneği 'in kurucu üyelar arasında yer aldı ve 1999 yılında Genel Başkanlığa seçildi. İlk öyküsünü 1971'de Cumhuriyet Gazetesinin aylık edebiyat ekinde, "Ökse" adlı ilk romanını 1972'de yayımladı.

Diğer Ödüleri: Kültür Bakanlığı Çocuk Öyküleri Başarı Ödülü (1979), Türk Dil Kurumu Ödülü (1981), Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü (1981-1982), Nevzat Üstün Öykü Birinci Başarı Ödülü (1983), Ömer Seyfettin Öykü Ödülü(1994), Yunus Nadi Roman Ödülü (1997), "Ateş ve Kuğu" adlı romanınya 2005 yılında Yunus Nadi Roman Ödülüne ikinci kez layık görüldü.