3 Şubat 2013 Pazar

Filipinler'e Gittim

Konuk Yazar E.A

2012 yili gezme tozma acisindan cok verimli bir yil oldu, kapanisi da gorkemli yapmak icin,  Aralik ortasinda Istanbul'a dogru yola ciktik. Hedefimiz Filipinler ama Istanbul aktarmali ucuz bir ucus bulunca iki gunluk es dost ziyaretini de araya sikistirdik.


14 Aralik sali gunu aksam uzeri Edinburgh'tan Londra'ya giden trene bindim ve uzun bir yolculuga basladim. Istanbul'daki 2 gun hizli gecti. Yagmurlu bir pazartesi ogleden sonrasi bizi Kuala Lumpur'a goturecek olan ucahimiza bindik. Yol uzun surdu. Kuala Lumpur'dan Manila'ya oradan da Puerto Princesa'a geldik. Puerto Princesa hava alanina indigimizde Sali aksamiydi. Jet lagin da etkisiyle ertesi gun oglene kadar uyuduk. Ates boceklerini cok seviyorum, Puerto Princesa'daki aktivitelerden biri de ates bocegi turuydu, biz de katildik, nehirde aheste ilerlerken etrafimizdaki agaclar ates bocekleri ile isil isildi. Bir tanesi tekneye geldi, onlari en cok ben sevdigimden elime kondu tesekkur etti ve gitti. Soguk pilav ve baliktan olusan aksam yemegimiz de tur fiyatina dahildi.  Her zaman oldugu gibi yeni para birimine alisamadan katildigimiz bu turdan da kazik yedik, oysaki gecen sene Hirvatistan gezisinden sonra kendime 100 defa "para biriminin satinalma  gucunu anlamadan alisveris yapma" diye tembih etmistim.

Tekneden indigimiz yerde Noel panayiri kurulmustu. Standlarin birinin onunde bir kalabalik, tombalanin baslamasi icin beklesiyordu, kazanilacak birsey varsa kacirmamayim diye aldim bir kart ve ben de oturdum. Ilk baslarda fena gitmiyordum, ama kader yine gulmedi.

--------------------------------------------------------------------------------------

Sabah minibusle Sabang'a dogru yola ciktik. Sabang'a turistler daha cok Underground River (Yeralti Nehri) icin gunu birlik geliyorlar. Green Verde pansiyona yerlestik, dalgali denizde biraz cirpindiktan sonra, yurumeye basladik, Yolda iki kucuk kiz bize rehberlik etkem istedi ve bizi selelaye goturduler. 

Selale(!) oldukca kucuk ama burasi derenin denizle bulustugu yer oldugundan  etkileyici bir havasi vardi. Aksam dalgalrin sesiyle uyuduk, sabah horozlarin sesiyle uyandik. Filipinlerde horozlar bizi hic yalniz birakmadi, vakitli vakitsiz otup durdular. 
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Bugun hedefimiz Yeralti Nehrine gitmek. Dun pansiyonda ismimizi yazdirmis paramizi odedik, oglen uzeri teknelerin kalktigi yere vardik, duzenli bir duzensizlik icinde 2 saat kadar bekledikten sonra tekneyle 30 dakika kadar gidip nehrin girisine vardik. Can yeleklerimizi giydik ve nehrin icine dogru ilerlemeye basladik.  Magaranin icine girdikce gunes isigi kayboldu, hava sogudu etraf karardi. Rehberimiz duvardaki kaya olusumlarini, iste bu Isa, bu baykus, bu fil diye anlatiyordu. Bir kac kaya olusumu ozellikle koy adini verdikleri bir tanesi cok guzeldi. Cikista, teknemizi beklerken plajda vakit gecirdik, nehirin ikiye ayirdigi plajin diger tarafina gittim. 

Nehrin bulundugu alan bir milli park, burasi ayni zamanda maymularin ve devasa kertenkelelerin yasam alani.

Bir sure sonra teknemiz geldi ve bizi Sabang'a geri goturdu. Plajda dolastik, yildizlarin fotografini cekmeye calistim ama basarili olamadim.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dun ayni otel de kaldigimiz 3 Isvecli kizla anlasip beraber El Nido'ya gitmek icin minibus kiralamaya karar vermistik. Aslinda tekneyle Port Barton uzerinden gitmek istiyorduk ama sonra tekrar hesap edip Port Barton'dan vazgectik.  Sabah minibus'e yerlesip yola ciktik. Yol bes saat surdu. Jeepneyleri sollayip El Nido''ya ulastik. 

El Nido'nun girisindeki Coron Coron isimli koyde kalmayi planlamis ve yoldan Green View'den Dave ile konusmustuk. Dave bizi karsiladi kendi pansiyonunda yer olmadigini ama esyalarimizi birakip diger yerlere bakabilecegimizi soyledi. Dave'in pansiyonun yaninda Yesil Ev dedikleri bir ev de vardi. Buranin Amerikali sahibi bir kac hafta once olmus, Adamin Filipinli karisi da ailesi ile buraya yerlesip evin odalarini kiralamaya baslamis. Burayi begendik ve kalmaya karar verdik. 

Dave'in pansiyonda calisanlar buraya Yesil ev deseler de evin ismi "Ning's Ten Dollar" (Ning'in 10 dolari). Evin bahcesinin duvarina bu isim islenmis, 
Bunun once bir Amerikan Kovboy filmi ismi olabilcegini dusundum ama daha sonra isimin arkasindaki romantik hikayeyi ogrendik. 

Evin sahibi Ning, bundan 6 sene once Filipinlerin baskenti Manila'da bir markette calisirken, Amerikali avukat Richard markette Ning'i gorup ona cikma teklif etmis. Ning cok cekingen bir insan, Richard'la bulusmaya gitmis, kendi bir aylik maasinin nasil olup'da birkac kokteyl icin harcandigini gormus. Richard Ning'le pek anlasamamis o aksam.  Yemekten cikinca Ning'e taksiye binsin diye 10 dolar vermis.  Ning'se bu 10 dolari hic harcamamis. Aradan zaman gecince Richard'la Ning'in yolu tekrar kesismis bur sefer isler yolunda gitmis ve evlenmisler. Bu evi yapip yerlesmisler ama Richard'in omru evin tadini cikarmaya pek yetmemis. Ning ve ailesi ile cok iyi anlastik. Onlar evde yokken gelen bir baska turiste evin diger odasini pazarladim. 

Aksam evin onundeki denizin uzerinden gunes batmaya basladi, o kadar guzeldi ki elim fotograf makinasina gitmedi. Sonraki her gun plajda aksam gunesin batisini izleyip bira ictik. Dave burada bulundugu 15 yil icinde   
neredeyse her gun plaja inip gunesin batisini izledigini soyledi.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah ada turu icin kucuk teknemiz ile yola ciktik. Teknede daha sonra 6 gun boyunca beraber seyahet edecegimiz Steven ve Debbie ile tanistik. Bizden baska kimsenin olmadigi adalari gezdik. Once issiz bir adaya gittik, hava bulutlu deniz soguktu biraz snorkel yapip tas topladik. 

Baska bir adaya yaklasirken tekneci mercanlar var burada deyince atladim. biraz bakindiktan sonra bir baktim ki tekne Steven ile beni acika birakip kiyiya gitmis. Kiyiya yaklastik ama mercanlar ve kayalar bir turlu bitmek bilmedi en sonunda dizimi bir tanesine carpip yaraladim ama guc bela kiyiya ulastim. 

Tekneci arkadaslar ates yapip baliklari pisirmeye basladi biz de ada da dolastik. Burada bir cok ada kocaman bir kaya ve onun onundeki plajdan olusuyor, kayanin arkasina ancak denizden ulasiliyor, bazi adalarda ise kayalar deniz tarafindan oyulmuz ve magaralar var. 

Yemekten sonra baska bir adada bu magaralardan birinin icine girdik. 


Aksama dogru gittigimiz bir adadan ise karsidaki adaya yurunuyordu, ama ruzgar iki adanin arasindan cok siddetli esiyordu.
Donus yolunda gunes arkamizdan batmaya basladi, kaldigimiz sahil uzaktan inanilmaz guzel gozukuyordu.  Hergun bu yolculu yapan tekneci arkadas bile tenenin onune yatip bu goruntuyu izlemeye basladi.

--------------------------------------------------------------------------------------------
Bugun El Nido merkeze gidip biraz buralarda vakit gecirmeye karar verdik. Sehir merkezi kalabalik ama temiz ve duzenli. Insanlar saygili ve bolgedeki diger ulkerin aksine turisti bir para makinasi olarak gormuyorlar o yuzden kimse sizi rahatsiz etmiyor, herkes gulumsuyor. 

Etrafi dolastik, dukkanlara baktik, Coron'a giden tekne icin bilet aldik. Bir Fransizin islettigi kafede goruntusu guzel tati zayif yemekler yedik. 

Yemekler beni mutsuz ettiginden kendimi yollara vurdum, Ayla sahilde deniz tasi toplamaya devam ederken sahilin uzak noktasina dogru yurudum, deniz kenarindaki mezarligi buldum. Cok fazla genc yasta olmus insanin mezari vardi.

Aksam gunesin batisi yine cok guzeldi. Bu sefer bir tane fotograf cekebildim. 

Aksam Dave'in pansiyonunda Noel yemeginden sonra Steven ve Debbie ile El Nido'ya gittik, bir kac kokteylden sonra, Steven ve Debbie'nin arkadas oldugu taksici John gelip tepedeki partiye gitmek isteyip istemedigimizi sordu, sorulur mu hic dedik, tepede Rum&Coke esliginde hayattan konusup geceyi bitirdik. Filipinlerde rum cok ucuz oldugundan 2 lira gibi bir paraya yarim bardak rum uzerine kola alabiliyorsunuz bunlardan 4-5 tane icince evin yolunu bulmak pek kolay degil. Allah'tan John bizimleydi cok icmedi ve bizi kaldigimiz yere goturdu. 


Debbie ve Steven, John ile ilginc bir bag kurdular. John'un taksisine bindiklerinde John uzatilan parayi fazla diye reddedip ustunu vermekte diretince, yillarca dunyanin bir cok kosesinde taksicilerce kazilanan Steven ve Debbie John ile konusmaya baslayip onun hikayesini dinleyince ona yardim etmek istemisler.  John baskasinin taksisinde calisiyormus (taksi dedigim bir motosiklete takilmis sepet.) kendi motosikleti varmis ama sepeti yokmus bunun icin para biriktiriyormus. Steven John'a 4 gun boyunca 50 Pound kadar bahsis verdi. Yaninda olsa daha da verecekti. Neden diye sordugumda, "Hep baskasinin kahramani olmak istemistim, elime bundan daha kolay bir firsat gecmez herhalde" diye cevap verdi.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah sari karpuz ve muz ile kahvalti yaptiktan sonra ada turu icin tekneye yerlestik. 

Ulastigimiz ilk adada kucuk bir lagun vardi, bir magara girisinden gecip icerideki sakli golete ulastik, su cok soguktu ama dun aksam ki agir rum&coke seansinin tek cozumu budur degip atladik. Bu adada elektrik, su yok ama adada yasayan bir aile var. Radyolari ve bunu calistirdiklari gunes enerjisi ile calisan bir aletleri var, mutlu mesut bu adada yasiyorlar. 
Aksama kadar o ada senin bu ada benim dolasip en sonunda buyuk laguna ulastik burada zorlu bir yuzme asamasini atlatip bir magaraya daha girdik. Aksama dogru pansiyona donunce gunesin batisini baska bir yerden izlemek icin dun gittigimiz tepeye  gittik.  

-------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah El Nido'dan Coron'a gitmek icin iskeleye dogru yola ciktik. 
A noktasindan B noktasina ulasmaya calisiyoruz, Coron'da iki gece kalip oradan Manila'ya geri donecegiz. Bir kac gun once tanistigimiz Amerikali denizci Nick Wukong Firtinasinin yaklastigini bize haber vermisti ama  El Nido'da hava gunesliydi. Iskele'de 2 saat bekledikten sonra teknenin iptal oldugunu onumuzdeki 2-3 icin de iptal olabilecegini soylediler. Ning'in evine geri donduk. Ne yapariz diye dusunmeye basladik. Oglene dogru siddetli bir yagmur bastirdi, yolda olmadigimiz icin sevindik. 

Steven ve Debbie Port Barton'a gidiyorlardi onlara katilmaya karar verdik. Coron'a gitmek icin vazgecdigimiz Port Barton bizi cagiriyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah yolun yarisini minibusle geldikten sonra Port Barton'a giden tek vasita olan Jeepney ile devam ettik. Jeepney de once 5 sonra 15 kisi olduk,yol boyunca her turlu mal yuklendi, sebzeler, icecekler, seker, cimento, hatta motor. Sarsintili bir yolculuktan sonra Port Barton'a ulastik. 

Port Barton'a ulasmak cok mesakkatli oldugundan burasi cok sakin ve sessiz, biz de bu huzurun tadini cikarip sessizce gunu gecirdik. 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah kahvaltida yine ispanyol omleti yedim, icinde kabak, biber domates olan bu omleti cok sevdim tatil boyunca firsat buldukca yedim. Daha sonra  Palawan'daki son ada turumuz icin tekneye bindik. Once 1 saat kadar balik tutmayi denedik ama sansimiz yaver gitmedi. Bir Mercan Kayaligi uzerinde Nemo'nun ailesini takip ederek vakit gecirdikten sonra geldigimiz bir adada cok sayida kabuklu deniz canlisi hareket halindeydi.
2 yildir hicbir seyehatte yanimdan ayirmadigim Kindle'im bu gezide kirildi. Debbie ve Steven bana nazire yaparcasina plajda Kindle'larina gomulduler.
Yemek icin baska bir adaya gittik, yemekler gelince masanin uzerini ufak sinekler sardi, mekanin sahibi elinde bir palmiye yapragi ile gelerek yemegimiz bitene kadar sinekleri kovaladi, masada bir salkim da uzum olsaydi kendimi Roma Imparatoru gibi hissedecektim. 


-----------------------------------------------------------------------
Sabah erkenden kalktim, plaja indim, deniz cekilmis tekneler karaya oturmustu. 

Puerto Princesa'da bizi zorlu bir gorev bekliyordu. Coron'a ulasamadigimiz icin oradan Manila'ya aldigimiz bileti yaktik, Puerto Princesa'dan Manila'ya giden baska bir ucak bulma niyetindeyiz. Palawan'da Elektrik sinirli, internet cok yavas oldugundan yeni bir bilet alamadik. Hava alanina ulasip bilet satis ofisine girdik, sadece bir ucakta yer vardi o da normal fiyatinin 3 misli fiyatina. Bileti almaya niyetliyiz ama yanimizda para yok, bilet ofisinde de kredi karti gecmiyor, hava alaninda da bankamatik yok, ucagin kalkmasina 2 saat var. 
Yoldan bir taksi cevirip sur sehre dedik, vaktinde parayi cekip ucaga yetistik. 
Ucaktan adalar cok guzel gozukuyordu.
Manilada bir kac saat gecirip, gece otobusuyle Kuzey'e gitmek icin otobus terminaline geldik, ortalik ana baba gunuydu. Otobus cok konforluydu. Yol boyunca hayatimda ilk defa bir yolculukta uyuyabildim. Gece 3 gibi Baguio'ya vardik. Yolculugumuzun konforlu kismi sora erdi, kucuk bir otobusle sabah saat 5 gibi yola ciktik, otobus yol boyunca tirmandi, bambaska bir cografyaya ulastik. hava, agaclar, insanlar bir anda degisti.
Yolda mola yerinde icinde civciv olan haslanmis yumurta satiyiorlardi, onu denemeye cesaret edemedik, eksi mangoyu tuzlayip yemek ile yetindik. 

Pansiyona yerlesip kendimizi Sagada'nin ormanlarina vurduk. 
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah tekrar ormana dogru yuruduk, hedefimizde meshur kayaya asilmis tabutlari gormek var. Tabutlari uzaktan gorup vadiye dogru devam ettik, dere yatagini takip ettik, bir kac kucuk bir de buyuk bir magarayi gectik. 
Kucuk bir selaleden gecip pirinc tarlalarina ulastik, icinden yurudugumuz nehrin bir kismi derin oldugundan tarlalara saptik, tarlalarin kenari camurdu bata cika yuruduk, tarlada calisan bir amca yol gosterdi nehrin o tarafindan yuruduk. 
Ormanin icinden zorlu bir tirmanistan sonra yola ulastik, yolda yol sordugumuz bir grup genc Filipino bir araba durdurdu onlarla birlikte genclerin koyune gittik, yolda muhabbet ettik, dinlerden yeni yildan konustuk. Buyuk selalelin girisine kadar yuruduk ama selelaye gidip gelmek 3 saat surdugunden vazgectik, yoldan gecen bir kamyon bizi aldi ve Sagada'ya getirdi.
Aksam heryerde yeni yil kutlamalari basladi,atesler yakildi, atesin basinda toplananlar gong calip dans etmeye   basladilar. Biz de bir gruba katildik, atesin etrafinda gong calip dans ettim. 
Gece yarisi havai fisekler atildi herkes mutlu mesut yilbasina girdik.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Uzun gecenin etkisiyle 1 Ocak sabahi Sagada sokaklari bos, dukkanlar kapaliydi. Biz de gecenin  etkisiyle gunu yavastan yasadik. Once tekrardan vadiye yuruduk ardindan magaralardan birine dogru yurumeye basladik, yolda gordugumuz aslinda o gun kapali olan bir kafede Rose arkadaslari ile otuyordu, onunla konusup pirinc tarlalarini izledik.


Otelde atesin basinda Sho ve Helen ile muhabbet ettik. Helen Isvecli, Sho ise Japon, bir ogullari ve bir kizlri ile Manila'da yasiyorlarmis. Sho cocuklarla Japonca, Helen ise Isvecce konusuyordu, cocuklar kendi aralarinda Ingilizce konusurken, Sho ve Helen ise Ispanyolca iletisim kuruyorlardi. Dag cayi icip geceyi kapattik.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah Jeeepney ile Bontoc'a geldik, buradan bir minibusle Banaue'ye dogru yol ciktik, yolda hava cok sogudu ve yagmur baslamaya basladi, yukseldikce daglarin her tarafindan sular fiskiriyordu, bir cok yerde su yolun bir tarafini yikmisti. Bir sure sonra sisten yolu ve vadiyi gorememeye basladik, ama sofurumuz yolu gayet iyi biliyor gibiydi. 
Dagin en yuksek kismini astiktan sonra sis dagildi yagmur durdu, Banaue'ye ulastik, minibus bizi Manila biletlerini almamiz icin otobus duraginda indirdi. Ben bilet gisesine gidince Ayla da arkamdan geldi, geri dondugumde minibusun gittigini ve omuz cantamizin koltukta kaldigini gorduk. Filipinlerin insanlarina karsi oyle bir guven duygusu olusturmusum ki normalde birsey kaybettigimi dusundugumde hissettigim kalp carpintisini hissetmedim. Bir dakika sonra minibusun soforu elinde cantayla kosarak geldi. 
Manila'ya giden otobuste sadece koridor bileti kalmis.  

Sehirde biraz turlayip tepeden pirinc tarlalarina bakmak icin yuruduk, yolda biraz daha yagmur yagdi. Yol tahmin ettigimizden daha uzunmus tirmanirken bayagi bir yorulduk, sonunda tepeye ulastik uzun uzun manzarayi seyrettik. 


Aksam pansyionda yarinki tur icin konustugumuz eleman tura katilan baska bir Turk oldugunu soyledi ve bizi Ali ile tanistirdi. Ali de Londra'da oturuyormus, 6 ay calisip 6 ay geziyormus. Ertesi gun bizimle berebaer hareket eden turda 2 de Turk kizla karsilasinca bir gun once buraya pek Turk gelmiyor diyen rehberin karsisina 5 Turk olarak ciktik. 
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah Batad'a gitmek icin jeeypney'le yola ciktik. 1 saatlik yolculuktan sonra yokus asagi yurumeye basladik. Epeyce bir yurudukten sonra Batad koyune ulastik, koyun bir kismi tepede diger kismi asagidaydi, aralarda ise pirinc taracalari vardi. Bu pirinc tarlalari 2000 yildan daha uzun zamandir kullanilmakta, normalde   dik bir yamac olan dagin yuzeyine yapilan taracalar sayesinde koyluler binlerce metrekare ekilebilir alan elde etmisler. Batad'a aracla ulasmak mumkun degil tek yol yurumek. 

Tarlalara dogru yurumeye devam ettik, taralalarin arasindan vadinin karsi tarafina gecip oaradan baska bir vadiye dogru inmeye devam ettik. Az gittik, uz gittik sonunda selalaye ulastik. Yillar boyunca gittigimiz yerlerde selale diye gordugumuz bir kayadan dokulen sulardan sonra gercek bir selale gormek bizi cok mutlu etti. Selaleyi gordukten sonraki yamaci kosarak indik ve kendimizi soguk sulara attik. (Kendimle yuzlesme: selalenin kiyisinda dizlerime kadar suya girip bekledim su cok soguktu, Ayla beni ikna etmek icin cok ugrasti, uzun bir kararsizlik anindan sonra kendimi suya biraktim, sonrada cikmak istemedim.)
Selale bugungu yuruyusun son duragiydi, geri donmeye basladigimizda saatlerdir, yokus asagiya geldimiz yolu yokus yukari cikamamiz gerektigini aciyla hatirladik. Geri donus gercekten zorlu oldu, bir cok hizli bir sekilde yuruyup sonra nefes nefese dinlenirken yanimizdaki 60 yasindaki Alman cift sabit bir hizla hic durmadan yuruyorlardi (bizden once tamamladilar)  Parkurun en sonundaki merdivenleri tamamladigimda buyuk bir mutluluk duydum ve insanlarin neden hacca gittigini anladim.

Aksam yemeginden sonra otobuse gittik, bir sonraki otobusu daha buyuk bir otobusle degistirmisler biz de koridordan en arka koltuga terfi ettik. Yolculuk 10 saat kadar surdu. Sabah Manila'da kendimiz bir pansiyona atip 2-3 saat uyuduk Manila'yi biraz dolasip, meshur Aristocrat'da tavuk yedikten sonra havaalanina gittik. 4 saatte Kuala Lumpur'a oradanda 12 saatte Istanbul'a geldik. Bakirkoy'de kahvalti, Istiklal Caddesi'nde kahve, Karakoy'de ogle yemegi, Galata Koprusu'nde bira Kapalicarsi'da alisveris yaptik.

 4 saat daha ucup Londra'ya vardik. Londra'ya geri dondugumuzde Cumartesi aksamiydi, Pazar gununu neredeyse hic hatirlamiyorum. Pazartesi sabahi erkeden kalkip Edinburgh trenine bindim. 


10 yorum:

Cuma Bozkurt dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Mert32 dedi ki...

çok güzel fotoğraflar çekmişsiniz :)

umre fiyatları dedi ki...

Çok güzel bir yer. İnsanın gidip gezesi geliyor valla :). Çok güzel görüntüler elde etmişsiniz. Tebrik ederim.

umre dedi ki...

Çok güzel bir yer. İnsanın gidip gezesi geliyor valla :). Çok güzel görüntüler elde etmişsiniz. Tebrik ederim.
Umre Umre Fiyatları | Umre Turları

büro mobilyaları dedi ki...

Güzel bir paylaşım olmuş.Teşekkürler.

Samet SARAÇ dedi ki...

Merhaba
Heyecan verici deneyimlerinizi aktardiginiz icin tesekkur ederim.
Filipinler icin bir kac soru sormam mumkunmu? Vaktinizi almadan
Tesekkurler
Sametsarac@hotmail.com

Akblog dedi ki...

sizinle iletişime geçebilir miyim.
Önemli

Turgay Demir dedi ki...

Evet Kısmet Olursa Nisan ayında bende gidiyorum :)

Günün Hikayesi dedi ki...

Harika. Inanilmaz guzel bir yer. Cok sevicegine eminim.


Onumuzdeki yillarda biz tekrar gitmek istiyoruz.


Adsız dedi ki...

çok güzel bir yer ve çok güzel anlatmişssiniz insanin drek gidesi geliyor.merak ettiğim bu turun size maliyeti ne kadar oldu?