24 Mayıs 2008 Cumartesi

Bugün ne yaptım?
Brüksel Jazz Maratonuna katıldım.

Bruksel'de dün aksam başlayan ve Pazar akşamına kadar devam edecek olan harika bir aktivite var , Brüksel Jazz Maratonu.
Açık ve kapalı alan dahil 163 tane konserin gerçekleştirilecek olduğu müzik festivalinde tüm konserler ücretsiz. Açık alandaki konserler Brüksel'in ünlü meydanlarında (Grand Place, Sablon , Saint-Catherine ve Fernand Cocq ) yapılıyor. Bunun dışında da pek çok kafe ve barda da konser izlemek mümkün. Biz dün aksam 3 güzel konser izleyerek maratonumuza başladık ve bugün de devam etmeyi planlıyoruz.

Programın detaylarını bu linkten bulabilirsiniz

Herkese iyi eğlenceler

http://www.brusselsjazzmarathon.be/home/

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Bugün ne yaptım? Berlin'e Gittim (2)!

Konuk yazar: E.A.
Berlin'de ki turistik gozlemlerimizin (bkz:asagidaki yazi) yaninda baskaca deneyimlerimiz de oldu.

Bunlardan ilki bir modern sanat galerisinin acilisina katilmakti. Sanattan anlayan bir kisi degilimdir; ozellikle de modern yaklasimlar soz konusu oldugunda. Bir modern sanat eserine (bkz: asagidaki fotograf) yaklasip onu uzun uzun inceledigim olmustur, hatta bazen cok derin ve yakindan bakarim, eminim ki o sirada beni izleyenlerin icinden "iste sanattan anlayan bir goz ;nasil da yakindan inceliyor su muhtesem eseri" diye gecmistir, oysaki ayni sirada benim icimden "Allah'im herkesin gorup benim goremedim sey nedir, sasi-bak sasirlari bile uzun yillar sonra gormeyi nasip eden rabbim gozlerimdeki perdeyi aralayip su eserde sakli olan anlami gormeyi lutfeyle. Amin" seklinde sayiklamalar gecmekte oldugunu da itiraf etmekte bir sakinca gormuyorum. Neyse, Berlinde evine misafir oldugumuz, arkadasimiz Valen'in Berlin'de bulunma amaci Sanat Yonetimi Master programinin bir parcasi olarak staj yapmakti. Yanimizda bir sanat yonetmeni vardi ve Berlin Bienali devam etmekteydi, dolayisi ile kendimizi bir modern sanat galerisinin acilis kokteylinde bulduk. Bircok sanatcinin eserlerini sergiledigi galeride bircok eseri yakindan gorme (!) sansi elde ettim. Cok sikilinca da icki servisi yapilan bahceye ciktim, hardalli alman sosisi yiyip ucretsiz ickilerden maksimum fayda saglamaya calisan gencleri izleyip mutlu oldum.


Bu fotografta, sergiyi gezmekte olan ziyaretciler, Mutfak Malzemeleri 2007 fuarindan odunc alinan eseri ilgiyle incelemekteler, fotograftaki uc detaya ilginizi cekmek istiyorum. 1- Ilgili ziyaretci, elindeki sergi brosurunden eserle ilgili bilgi almakta, 2- Diger ilgili ziyaretcinin elindeki sampanya kadehi 3- Fotograf uzerindeki renkler ve odak noktasi manipulasyonu ile elde ettigim modern sanat calismam.



Burada da, kokteylin tadini cikaran gencler gorulmekte, yine bu fotografta sanatcinin fotografa klasik bir hava vermek icin, blur, film grain ve saturation filtrelerini kullandigini gormekteyiz.



Fazil Say %47 ile islamcilar kazandi ben gidiyorum demisti, meger konser vermeye gitmis, Potsdam tren istasyonun cikisinda bizi karsildi ve konserine davet etti, biz de bu nazik davete icabet ettik. Piyanist calarken nota defterinin sayfalarini ceviren bir yardimcisi oldugunu, sadece konser sonunda degil yeterince alkislanirsa arada da "bis" olabilecegini, piyanonun sadece tuslari ve pedallari ile degil yeri geldiginde dogrudan telleri ile calinabilecegini gordum, sevindim. Konserde, Asik Veysel'in bestelerine yer verildiginden olsa gerek cikista Uzun Ince Bir Yoldayim'i soyledik Turkun gucunu tum Potsdam'a duyurduk.










Klasik muzik konserine gidecegimizi dusunup ciddi bir tavir takinmistik ama simdi bakinca Fazil Say'in o kadar ciddi olmadigini gorup sasirdim.



Turk'un gucunu duyurmak dedim de; Berlin'de Turkiye'deki bir cok sehirden daha fazla Turk yasiyor. Kreuzberg basta olmak uzere Berlin'in bir cok noktasinda bunun etkilerini gormek mumkun, biz de gorduk; ana caddelerden birinden gecen gurultulu dugun konvoyunun onunu kesmek aklimiza gelmedi, "Turist Turk" oldugumuzu anlayip bizi kaziklamaya calisan (kismen de basaran) Turk restoranini gorup uzulduk, sabah kahvaltisinda kapinin onundeki pastaneden simit alip, yolda sarki soyleyen Turklerle muhabbet edip sevindik.






Fotografta sag tarafta ayakta duran siyah ceketli arkadasin Istanbul'a gittiginde annemle ayni sokakta oturan amcasinin yaninda kaliyor olmasi da ilginc bir tesaduf oldu.

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Bugün ne yaptım?
Berlin'e gittim (1).

Geçen hafta Bruksel'de 1 Mayıs sebebiyle 2 gün tatildi, haftasonuyla birleşince de 4 günlük bir tatilimiz oldu. Bu fırsatı kaçırmayalım dedik, Londra'dan da sevgili arkadaşımız Meftun da bize katıldı, hep birlikte Berlin'e gittik. Sabah 7.30 da arabayla yola çıktık. Öğlen 1.30 gibi Hannavor'a ulaştık. Biraz şehir merkezini dolaştıktan sonra öğle yemeği yedik ve 3.30 da tekrar yola kayulduk. Berlin'e vardığımızda saat 5.40 civarıydı. Bir başka sevgili arkadaşımız olan Valen bize sadece evini açmakla kalmayıp nefis bir akşam yemeği de hazırlamış. Yemekten sonra, hiç vakit kaybetmeden, turistik gezimize akşamları da açık olan Parlamento (Reichstag) binasının çatısına çıkıp Berlin'nin gece görünümünü izleyerek başladık.
Genel olarak 4 günlük gezimizi en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık ve epeyce de koşturduk diyebilirim. Gezip gördüğümüz yerleri en kolay şekilde Berlin'in tarihsel ve modern yüzü olarak ikiye ayırarak anlatabilirim herhalde diye düşünüyorum.

1.Bölüm: Tarihsel yüzü
Potsdam: Coğrafi olarak batıda yer alsada soğuk savaş döneminde siyasi olarak Doğu Almanya sınırlarında kalmış, sarayları ve parklarıyla bugün Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan görülmeye değer güzel şehir. Her ne kadar bazı kısımlarında sovyet yönetimi sırasında yapılan büyük soğuk binalar yer alsada ve bence bu binalar estetik açıdan pek güzel olmasada gene de şehirdeki kültürel değişimi görmek ve anlamak için büyük bir öneme sahip.
Checkpoint Charlie: Soğuk savaş döneminde Doğu Berlin ve Batı Berlin arasında geçiş noktalarından biri. Duvarın yıkılmasıyla birlikte burası turistik bir yer haline dönüştürülmüş. Fiziki olarak duvardan ve kontrol noktasından herhangi bir iz kalmamış olsada turistik amaçlı pasaport kontrol merkezi kurulmuş. İsterseniz pasaportunuza Doğu Berlin mührü vurdurabiliyorsunuz. Aynı zamanda açık hava müzesi diyebilirim buraya. Doğudan batıya kaçmaya çalışan insanların öykülerini de bulabilirsiniz.
Berlin Wall: Bugün çok renkli bir görümüm kazanmış olan Berlin duvarının bir kısmını görmek mümkün.

Unter den Linden: Berlin'e girip baktığınız da tarihsel geçmişinden izler yakalamak çok da mümkün değil çünkü 2.Dünya Şavaşı sonrasında çok ciddi hasar olan şehir, tarihsel dokusunu da kaybetmiş. Eski binaların yerini artık modern yapılar almış. Under den Linden Berlin'in önemli tarihsel ve kültürel noktalarından biri aynı zaman da turistik yerlerin bir çoğu da bu bulvarın etrafında yer alıyor.
Brandenburg Tor (Şehir Kapısı): Unter den Linden bulvarının hemen başlangıcınde ya da sonunda Berlin'in sembolü ve 2. Dünya Savaşında hasar görmemiş nadir yapılardan biri olan şehir kapısı yer alıyor.
Gendarmenmark: Bence Berlin'deki en güzel meydanlardan biri. 2. Dünya Savaşı sırasında hasar almış ama daha sonra tekrar restore edilmiş. Meydan Alman ve Fransız (Deutscher Dom & Franzosischer Dom) olmak üzere iki büyük Katedral'dan oluşuyor.
Holocaust Memorial :

Pergamon Müzesi: Bergama Tapınağın ve Babil'deki İstar kapısının yer aldığı Arkeoloji müzesi

2.Bölüm:Modern Yüzü:
Potsdamer Platz: Modern binaların ve İş merkezlerin yoğunlukta olduğu meydan.
Friedrichstraße: Berlin'deki en büyük alış-veriş caddelerinden biri.
Kurfuerstendamm: Berlin'in doğu ve batı olarak ayrıldı dönemde Batı Berlin sınırları içinde kalan bu yer o dönemin en önemli ticaret merkezlerimden biriymiş. Simdilerde de hala Berlin'in önemli ve hareketli alış-veriş merkezlerinden biri.