29 Temmuz 2007 Pazar

Bugün ne yaptım?
Hamburg'a Gittim (1)

Hafta sonu Brüksel'den 600km uzaklıkta olan Hamburg'a arabayla gittik. Yorucu bir yolculuktu, fakat benim için değil, çünkü tüm yolculuk boyunca sadece yol haritasını okudum. Sürücü belgem olmadığı için gidiş-dönüş 1200km yolu eski sevgilim olan şimdiki eşim tek başına kat etmek zorunda kaldı. Hamburg'a neden gittik? Öyle özel bir nedeni yok. Daha öncede belirttiğim gibi ingiltere de gönüllü olarak çalışırken Hamburglu bir arkadaşla tanıştım ve O sürekli Hamburg'un Almanya'ın en güzel şehri olduğunda ısrar ediyordu. Brüksel'e yerleştikten sonra da msn yolunya iletişimizi devam ettirdik. Eğer bir gün Hamburg'a gidersem onlarda kalabileceğimi söyleyince ben de hemen gitmeye karar verdim. Gidip gördükten sonra da Matthias'a hak verdim. Almanya'ın diğer şehirlerini bilmem ama Hamburg gerçekten güzel bir şehir.

*****************************************************
Hamburg (İlerde bir süre yaşamak isteyebileceğim şehir)
*****************************************************
Almanyanın en büyük ikinci şehri olan Hamburg, aynı zamanda Avrupanın ikinci , dünyanın da dokuzuncu büyük liman şehridir. Kuzey Denizine açılan Hamburg Limanı da Almanca'da "Dünya'ya açılan kapı" anlamına gelmektedir. Bu sözün orjinalini bulamadım ama İngilizcesi "The Gateway to World". Hamburg kadar eski olan liman 1189 yılında yapılmış ve bugün hala aktif olarak faaliyetine devam etmektedir. Hamburg limanı aynı zamanda şehrin turistik faaliyetlerin de yoğun olduğu bölgedir.

Hamburg, Kuzey Denizine akan "Elbe Nehri" kıyısında kurulmuş, ortasında "Binnen- ve Aussenalster" adlı iki büyük iç gölün yer aldığı çok güzel bir şehirdir. Bu göller şehrin içinde kollar halinde dağılarak Hamburg'un Venedik gibi bir su şehri haline dönüşmesini sağlamıştır. Su şehri diyebileceğimiz Hamburg'da 2500'ün üzerinde de köprü bulunmaktadır.


2. Dünya Savaşı sırasında hava taarruzuna maruz kalan Hamburg maddi ve mavnevi çok ciddi kayıplar vermiştir. Çok sayıda insanın hayatını

kaybettiği ve şehrin tamamının yerle bir olduğu Hamburg, savaş sonrasında inanılmaz bir şekilde yeniden inşa edilmiştir.

Hayran kalmamak mümkün değil.


Hamburg'a Gittim (2)

St Nicholas Kilisesi


St Nşcholas Kilisesi 1195 yılında yapılmış ve günümüze kadar pek çok talihsiz kazaya maruz kalmıştır. 1589 yılında şiddetli bir fırtına sonucunda kulesi yıkılmış. 1644 de tekrar inşa edilen St Nicholas, 1842 yılında büyük hamburg yangınında tekrar yıkılmıştır. Yangından kısa bir süre sonra yeniden inşa edilmiş, ne yazık ki 2. Dünya Savaşı sırasında (28 Temmuz 1943) gerçekleşen hava bombardımanında büyük bir kısmı tekrar yıkılmıştır.



Kilise ve etrafı o kadar hasar almış ki, bölge uzunca bir süre yaşanılamayacak haldeymiş. 1962 yılında Kilisenin tamamı yerine sadece savaştan sonra kalan kısımları restore edilmiş ve turizme açılmıştır. Bugün asarsörle kuleye çıkıp Hamburg'u kuş bakışı seyredebilir ve Savaş sonrası Hamburg gösteren acı fotoğrafları görebilirsiniz.

Hamburg'a Gittim (3)

Savaş sonrası Hamburg Fotoğrafları











27 Temmuz 2007 Cuma

Bugün ne yaptım?
Bira Aldım

Belçika'da yaşamın kolay ve zor yanları olduğu söylemiştim. Hangi birayı içeceğinize karar vermek de zordur.

Yarın Hamburg'a gidiyorum. İngiltere de gönüllü olarak çalışırken tanıştım akadaşım Matthias beni konuk edecek. Onun konukseverliğine istinaden ben de Belçika'dan birşeyler götürüreceğim. Buradan götürülebilicek iki şey var; Çikolata ve Bira. Matthias için bira, annesi içinde çikolata almaya karar verdim.
Belçika da ortalama 500 standart bira ve her biranında kendine özel bir bardağı da var. Bu çeşitlilik karşısında seçim yapmak zor tabi, ben de yüksek alkol oranlı olanları seçtim: Bush (%12 alkol), Kasteel (%11), Chimay (%9), Duvel (%9) ve Grimbergen (%9) gibi.

















26 Temmuz 2007 Perşembe

Bugün ne yaptım?
Gösterişli Ayaklar


National Geographic Dergisinin Mart 2006 sayısındaki bu fotograf beni çok etkiledi. Sadece boyalı bir kaç çift ayak olmasının dışında aslında çok şey anlatan bir fotograf bu. Estetik ve güzellik kavramlarının ne kadar göreceli olduğunu, kültürden kültüre nasıl farklaştığını gösteren bir kanıt aslında. Kimimiz için üstün körü boyanmış, süslenmis ayaklar bunlar. Oysaki Hindistan'ın Ahraure şehrinde yaşasan bu kadınlar için kendileri güzelleştirme şekli. Nasıl ki ayakkabılarımızın kıyafetimizle uyumlu olmasına çalışır ya da sandelet yiydiğimizde parmaklarımız güzel gözüksün diye manikür yaptırıp, oje süreriz, Hintli kadınların yaptıklarıda bir bakıma aynı; renkgarenk kıyafetlerinin altındaki ayaklarını boyayalarak kendi doğal uyumlarını yaklamışlar.
















24 Temmuz 2007 Salı

Bugün ne yaptım?
Flamanca Çalıştım

Belçika'da yaşamanın hem kolay yanları hem de zor yanları vardır. Hangi dili öğreneceğinize karar vermek ise zordur.

Federal yapıya sahip olan Belçika Flaman ve Valon olmak üzere iki bölgeden oluşur ve ülkede toplamda üç resmi dil vardır. Flaman bölgesinde Hollandaca'ın bir kolu olan flamanca, Valon bölgesinde Fransızca, Almanya sınırına yakın küçük bir bölgede ise Almanca resmi dildir. Başkent Brüksel'de Flamanca ve Fransızca resmi dildir, fakat ağırlıklı olarak fransızca konuşulmaktadır, çünkü Flamanların çoğunluğunun Brüksel yerine kuzeydeki diğer şehirlerde yaşamayı terçih etmeleridir. Bu sebeple Brüksel'de Fransızca hakim olan dildir. Benim gibi farklı ülkelerden gelip Brüksel'e yerleşmis insanlar da genellikle Fransızca öğrenmeyi seçerler.

Bende tam tersi flamanca öğrenmeye heves saldım ve sonbaharda da kursa başlayacağım. O zamana kadar da boş boş beklemektense evde flamanca çalışıyorum. Fransızca öğrenmek istemedim çünkü gerçekten çok zor bir dil. Fransızcaya özel bir ilgimde olmadığı için zor olanı seçmek yerine göreceli olarak daha kolay gibi görünen ve ingilizceyle pek çok ortak noktası olan flamancayı tercih ettim.



Öğrendiklerim;

Dag
Ik kom uit Turkije, Ik woon in Brussel.

Bugün ne yaptım?
Bugün çok yoruldum

Sabah 9 sularında uyandım, kendime gelmek için her zamanki gibi bir süre televizyonun karşısında oturdum. 10 gibi kahvaltımı hazırladım ve son dönemde severek takip ettiğim "Tencere" adlı yemek programı izledim. Tamamen kendime geldikten markete gidip biraz alışveriş yaptım. Sonrasında Türkiye gündeminden birazda olsa haberdar olmak adına internette gazetelere baktım. Saat 1 den sonrada temizlik ve yemek yapmaya başladım diyebilirim. Ana yemek olarak kıymalı börek ve kızartma, yanında da en sevdiğim tatlı olan şekerpareden yaptım. Akşam özel bir misafirim yok ama onun yerine her gün dört gözle beklediğim eski sevgilim olan şimdiki eşim var.

Not: fotoğraftaki şekerpareyi ben yaptım.

23 Temmuz 2007 Pazartesi

Bugün ne yaptım?
Hafta sonu kamp yaptım

Geçtiğimiz hafta sonu tanımadığım iki ingilizle Fransa sınırı yakın "La Roche" şehrinde 165km uzunluğundaki "Ourthe" adlı nehrin kenarında kamp yaptım. Daha önce kamp yapma fırsatım olmadığından kendim için bir ilki gerçekleştirdim diyebilirim. Kamp yapmak için çadır, uyku tulumu gibi olmassa olmaz bazı malzemelere ihtiyaç var. Ne yazık ki bunların hiç biri bende yoktu. Allahtan organizasyonu yapan arkadaşın fazladan çadırı ve uyku tulumu vardı da bu deneyimi yaşayabildim. Burada sadece çadır kurup uyumadık. Bir de Ourthe nehrinde kano turlarıları düzenleniyor. Tabiki ona da katıldım ve 25km uzunluğundaki bir parkuru tamamladım. Kanodan indiğimde yorgunluktan ellerim kollarım tutmuyordu.

19 Temmuz 2007 Perşembe

Bugün ne yaptım?
Paul Anka'nın kim olduğunu öğrendim


Bugün yeni birşey öğrendim. Paul Anka'in kim oldugunu ben de biliyorum artık. Gilmore Girls adlı bir diziyi takip ettiğimi daha önce yazmıştım. Dizinin baş karakteri olan Lorelai'ın köpeğinin ismi Paul Anka. Dünkü bölümde Lorelai rüyasinda gerçek Paul Anka'yı görünce, aaa dedim kendi kendime; demekki ünlü biri bu Paul Anka. Bugün internette biraz araştırma yaptım ve öğrendim ki; dünyaca ünlü şarkıcı ve bestecimiş. Frank Sınatra' nın ünlü "My Way" şarkısı, aynı aynı zaman da Tom Jones' un en popüler sarkılarından biri olan "She's A Lady" parçasın da Paul Anka'ın eseriymiş. 2006 Yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda bir de konser vermiş. Paul Anka hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler icin bir web sitesi var. Hatta kendisinin seslendirdiği bazı parçaları da bu sitede bulabilirsiniz. http://www.paulanka.com/

18 Temmuz 2007 Çarşamba

Bugün başka ne yaptım?
Cam Süsleme


Cam Boyama diğer bir adıylada Vitray. Tarihi ortaçağ'a dayanan bu sanat, her zaman ilgimi çekmiştir ve ah keşke ben de yapabilsem diye dövünmüşümdür. Geçen yaz dövünmeyi bir yana bırakıp, aldığım bir kaç parça malzemeyle amatörce cam boyamaya başladım. Cok yoğun bir şekilde çalıştığımı söyleyemem ama aklıma estikce bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Dün akşam üzeride fotoğraf çerçevesi kenarı boyama başladım ve yanda gördüğünüz bu eser ortaya çıktı.
Estetik ve teknik açıdan esiklikleri olan bir çalışma olduğunu kabul etmem lazım. Bir de boyama işlemi bittikten sonra, boyanın kalıcı olması için fırında bir süre pişirmem gerekiyordu ama ne yazıkki bu işlem sırasında kullandığım bazı boyalar kabarma yaptı ve istediğim sonucu elde edemedim. Eğer profesyonel cam boyama örnekleri görmek istiyorsanız "Nüans Vitray" adlı web sitesini ziyaret edebilirsiniz. www.nuansvitray.com

Bugün ne yaptım?
Burhan Günel -Çiçekler Korunağı


Yıllar önce babamın kitapları arasında Burhan Günel'in Baraka Adlı romanını bulup okumuştum. O güne kadar ismini hiç duymadım yazar, romanın ilk on sayfasındaki betimlemeleriyle beni çok etkilemişti. En son istanbul'a gidişimde (Haziran 2007) Galatasaray'daki Can Yayınlarına ait kitabevinde indirimli kitaplar reyonunu gezerken Burhan Günel'in "Çiçekler Korunağı" adlı öykü kitabı gözüme ilişti. Baraka adlı romanın yazarı olması dışında hakkında pek fazla birşey bilmiyor olmama rağmen hemen aldım. Başka bir kitabını da okuyabilir ve bilgilerimi bir adım öteye geçirebilirdim. Dün akşam üzeri öykü kitabını okumaya başladığım ve bugün de devam ettim. Kitabın arkasında yer alan Burhan Günel'in kısa biyoğrafisini de buraya aktarmak istedim.

Burhan Günel

1947 Antakya doğumlu olan Burhan Günel ortaokul ve liseyi Konya Erkek Lisesi'inde okudu.
1967 yılında Hava Harp Okulu'nu bitirdi. Binbaşı rütbesideyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı (1989). 1989-1998 yılları arasında yayımcılık ve matbaacılıkla uğraaştı. 1986-1997 yıllarında arasında KARŞI Edebiyat Sanat Düşün Dergisini arkadaşlarıyla birlikte çıkardı ve yönetti. Edebiyatçılar Derneği 'in kurucu üyelar arasında yer aldı ve 1999 yılında Genel Başkanlığa seçildi. İlk öyküsünü 1971'de Cumhuriyet Gazetesinin aylık edebiyat ekinde, "Ökse" adlı ilk romanını 1972'de yayımladı.

Diğer Ödüleri: Kültür Bakanlığı Çocuk Öyküleri Başarı Ödülü (1979), Türk Dil Kurumu Ödülü (1981), Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü (1981-1982), Nevzat Üstün Öykü Birinci Başarı Ödülü (1983), Ömer Seyfettin Öykü Ödülü(1994), Yunus Nadi Roman Ödülü (1997), "Ateş ve Kuğu" adlı romanınya 2005 yılında Yunus Nadi Roman Ödülüne ikinci kez layık görüldü.

17 Temmuz 2007 Salı

Bugün ne yaptım?
Göl Kenarı Sefası



Otuduğum yerin hemen karşısında iki tane yapay göl var. Gölün çevresinde doğal bir ortam oluşsun diye de belediye tarafından farklı türlerde ördek ve kaz buraya getirilmiş. Güneşli havalarda bu çevrede oturan ve hatta diğer semtlerden insanlar, kimi zaman biralarıyla ya da şaraplarıyla, hayattan keyif almaya calışıyorlar. Ben de zaman zaman evimin balkonundan izleyerek, kimi zaman da gölün kenarına giderek bu coşkuya katılıyorum. Dün aksam üzeri de uzaktan bakmak yerine parlayan güneşin cazibesiyle gidip, şakalaşan ördekleri izledim. Hayatımda ilk defa suyun uzerinde koşan bir ördek gördüm.
Inanılmazdı.

Bugün ne yaptım?

Bu sabah güne normalden daha erken bir saatte başladım. Ilk iş olarak bilgisayarın başına oturdum ve blog'um hazırlamaya başladım. Nasıl düzenleye bilirim diye bütün gece düşünüp durdum zaten. O saat bu saattir tabiki bilgisayarın önünde oturmuyorum. Arada kaltım dolaştım, yemek yedim, yakından takıp ettigim bir dizi var (Gilmore Girls), onun bir bölümü izledim. Sonra bir arada dışarı çıkıp, markette gidip bir seyler aldım.